*-*
Kas 9, 2017
107 Okunma
Rüyalarımdaki Peri (Bölüm 5) için yorumlar kapalı
0 0

Rüyalarımdaki Peri (Bölüm 5)

Yazar :


“Sen, daha tanımadan
Hayalini bile kurmuyorken,
Alnıma yazılan, beni benden alan mısın?” 4

Genç adam, business class koltuğuna rahatça yerleşmiş, elindeki tabletten programını kontrol ediyordu. Daldığı işlerden, hostesin sesiyle kendisine geldi.

“Levent Bey, içecek ne alırsınız?”

Kadın, ilgili bir şekilde, kibarca bakıyordu. Her yerde, adıyla hitap edilmesine şaşırmıyordu genç adam. Neredeyse her gün, bir yerde fotoğrafı çıkıyordu, magazin dergilerinin en sevdiği simalardan bir tanesiydi.

“Soda limon, lime olsun lütfen.”

Hostesin pratik bir şekilde hazırlayarak, peçeteyle uzattığı içeceği aldı. Genç kadının davetkar gülüşüne gözü takıldı. Sonra, tekrar tablete döndü. Bu gülüşe gözü takıldığına göre, libidosu pek iyi durumda değildi. “Dönüşte Etiler’e geçip bir müddet orada kalayım, Pelin döndüyse birkaç gece takılırız” diye düşündü. Pelin, genç adamın İstanbul’da takıldığı kadın arkadaşlarından birisiydi. İşleri, daha çok İtalya’da olan bir modacıydı; Türkiye’de olduğu zamanlarda, rast gelirse görüşüyorlardı. Kafa dengi, hoş bir kadındı, çocukluk ve gençlik yılları İtalya’da geçmişti.
Son kontrollerini yaptıktan sonra elindekini kapattı, bir kenara koydu. Arkasına yaslanıp, gözlerini yumdu. Bir erkek için uzun sayılabilecek kirpikleri, hafif bir gölge yapmıştı yanaklarına; uzun bacaklarını koltuğun önüne uzatmış, kollarını geniş göğsünde çapraz bir şekilde bağlamıştı. Uyurken yüzüne masum bir hava gelmiş, sert ifadesi yumuşayarak, çekiciliğini bir kat arttırmıştı. Bu manzara karşısında, aynı hostes hafif bir iç çekerek arkaya doğru yürüdü.

Ankara sorumlusu Gökhan Bey karşılamıştı Levent’i; kırklı yaşlarda, kısa boylu, zayıfçaydı; zeki olduğunu belli eden bakışları vardı.

“Hoş geldiniz efendim, nasıl geçti uçuşunuz?”

“İyidir Gökhan Bey. Yarın için hazırlıklar tamam mı?”

Başını kaldırıp karanlık gökyüzüne baktı, nedensiz bir sıkıntı doldurmuştu içini.

“Her şey tamam efendim. Akşam yemeği…”
Elini kaldırarak sözünü kesti. “Bir an evvel otele gidip, ayrıntıların üzerinden geçelim.”

“Peki efendim.”

Ankara’ya geldiğinde, her zaman aynı otelde kalırdı. Bölge sorumlusu, dört yıl içinde patronun alışkanlıklarını ezberlemişti. Rutin olarak kaldığı suite çıktıklarında, genç adam banyoya geçti hemen, elini yüzünü yıkadıktan sonra geri döndü.

“Ketencilerin teklifinden emin miyiz Gökhan Bey? Son anda çakılmayalım, teklifler ona göre hazırlandı biliyorsun.”

“Eminim efendim! Ayrıca, her ihtimale karşı alternatifler hazır, buyurun.”

Gökhan Bey, elindeki klasörleri masanın üzerine açıp, gözlüklerini düzeltti. Bu; adamın, gerildiği zaman yaptığı bir hareketti. Genç CEO, çalışanlarında ne kadar stres yarattığının farkında bile değildi.

İki adam, geç saatlere kadar dosyalara eğilmiş bir şekilde çalıştı. Nihayet verdiklerinde, Gökhan Beyin gözleri yorgunluktan çukurlarına kaçmıştı. Patronundan izin isteyerek otelden ayrıldı.

Kısa süre sonra genç adam da yatağa girmişti. Nedense, huzursuz bir uyku içindeydi. Beyaz çarşafların içinde soluna döndü, çarşaf beline inmişti. Yatarken, boxer harici bir şey giymeyi sevmezdi. Buna rağmen rüyasının etkisiyle geniş omuzları hafifçe terlemişti. Bilmediği bir yerdeydi; yok, hayır, bir ormandaydı. Önünde uzanan ağaçları göremiyordu; yoğun bir sis vardı. Sonra onun sesini duydu, şarkı söylüyordu; hafif, tatlı bir ses… Melodinin ve sesin büyüsüne kapıldı. Sadece hissediyordu! Şarkının ne olduğunu, ne söylediğini bile bilmiyordu. Sadece, bıraktığı o güzel his; tarifi imkansız bir şekilde, tüm bedenini sarıyor, sesin sahibine çekiyordu. Birkaç metre ötesinde olduğunu algılıyordu. Elini uzattı dokunmak için; evet, yanılmamıştı. Önce; uzun, ipek gibi saçlara dokundu. Teması, garip bir etki bıraktı erkekte. Sanki uzun zamandır birlikteydiler, hep onunla var olmuştu. Nasıl böyle hissederdi insan? Hissediyordu işte! Elini o ipek yığının içinde gezdirdi. Koyu kızılla kestane arası saçlara yaklaştı, başını gömdü o yumuşacık, güzel kokan yığına. İnce, narin bir kadın bedeni, genç adama doğru yaslandı. Daha önce varlığını bile bilmediği, hafif bir çiçek kokusu doldurdu genzini; tüm dünyası o eşsiz koku oldu…
Sadece birisinin varlığıyla, böylesine mutlu olmak harikaydı. Bu kadını, sanki yıllardır tanıyordu. Onu tamamlayan; gizemli, uhrevi yaratığın yüzünü bile merak etmiyordu, biliyormuşçasına… Öylesine garip bir histi ki, mantıklı bir açıklaması yoktu. Kadının ince bedenini biraz daha bastırdı kendisine, muhteşem bir duyguydu… Yüzünü saçlarından çıkarıp, onun narin boynuna gömdü; mis gibi kokusunu içine çekti. Kollarındaki bedenin ürkekleştiğini, çekildiğini hissetti.

“Lütfen, bu defa gitme! Bırakma beni, kal”, dedi.

Kadın, hafifçe ona döndü; ancak, yüzünü göremedi, sisler içinde kalmıştı. Bir anda uzaklaştı, kayboldu! İçindeki acı garipti… Sanki; o anı, gerçekten yaşıyormuşçasına, bir parçasının koparıldığını hissetti.

“Gitme!” dedi. “Gitme!”

O sıkıntıyla uyandı, sırt üstü dönerek elleriyle yüzünü sıvazladı, derin bir “of” çekti. Bir süredir, bu garip rüyayı görüp duruyordu. “Kesinlikle libidom iyi değil, acil müdahale gerekiyor”, diye düşündü. Yan döndü; rüyasındaki o mükemmel yaratığı kafasından kovarak, uyumaya çalıştı.

Makale Kategori
İpek Böceği

Comments are closed.